
Eğitim hayatı, anne rahminden çıktığımız an başlayan ve yaşam boyu bitmeyen bir döngü. Ağlamak, ilk bilinçsiz öğrendiğimiz ses çıkarma biçimi. Günlerce, aylarca sadece etrafındaki konuşmaları dinleyerek kelime öğrenmeye çaba gösteren bir bebek düşünün: O sizsiniz.
Konuşmaya ilk başladığınız zamanları sorduğunuzda aynı coşku ve gülüşlerle anlatılır o anılar. O bebeğin, yani sizin çocukluk evrenizi düşünün şimdi; Anne bu ne? Baba bu ne? Abla bunu bir daha anlatır mısın?. Tekrar, tekrar, tekrar…
Doğduğumuzda bilmediğimiz bir dili dinleyerek ve tekrarlayarak öğrendik, ne ilginç değil mi? Şimdilerde yeni bir dil öğrenmeye bu kadar çok alternatif varken ve zorlanırken, bizler elimizde kitap, kalem, defter olmadan sadece duyarak öğrendik.
Daha fazlasını almamız gerektiğinde, toplumun koyduğu kurallara göre hareket etti aile büyüklerimiz. Adına “Okul” dedikleri eğitim yuvalarında devam ettik öğrenmeye. Kendimize ait çevremiz oldu. Konuşacağımız, tartışacağımız, sır tutacağımız yerlerde koca anlar, kalabalıklar oluşturduk.
Okulların belli yaşlarda, belli seviyelerde, bizi farklı kulvarlarda eğiteceğini öğrendik. Öğrenme biçimimizi; Aile, Arkadaşlar, Çevre, Okul, Etüd merkezleri gibi çeşitlendirdik. Hatta farklı öğrenme biçimlerimiz olduğunu farkettik. Dinleyerek kendi dilini öğrenen her çocuğun farklı öğrenme biçimleri ile hayatına devam ettiğini gördük. İşitsel, görsel, dokunsal derken şimdilerde “internet” girdi hayatımıza. Elimizin altına koca bir kaynak verdiler. En geniş öğrenim alanına, en kolay ve mesafesiz öğretim alanı da eklendi artık.
Teknolojinin hayata katkısı günden güne artarken, mesafeleri kısaltarak zaman planlamasını dilediğimizce yapma lüksümüz ve buna bağlı olarak kendimizi yenilememiz ve geliştirmemizin gerekliliği de artmaya başladı.
Bu noktada Online Eğitim Sistemi, çağın en önemli ihtiyacı olan öğrenim ve gelişim için büyük bir önem taşıyacak ve hızla yaygınlaşacaktır.
Büyüme sürecini, teknoloji ile paralel götüren şimdiki nesille bir arada olunca, algı ve kavrayışlarının, uygulamalar ve trend takibinin bizlerden daha iyi olduğunu inkar edemeyiz. Tebeşirli tahtadan, akıllı tahtaya geçişi çocuklarla konuşurken, 80’lik ninelerin bizden daha fazla internet kullanması, bu alanda yaş sınırını da ortadan kaldırdığının göstergesi. Bu durumda, Öğrenmenim yaşı yoktur diyenlere hak vermemek mümkün mü?




